AK Parti İstanbul Milletvekili Gülseren Topuz

AK Parti İstanbul Milletvekili aynı zamanda bir İktisatçı olan Gülseren Topuz kendisinin en çok ağırlık verdiği Sağlık konusundan bahsetti.
Parlamento: Siyasete atılmadan önceki Gülseren TOPUZ’U Parlamento Dergisi okuyucuları ile tanıştırır mısınız?
Gülseren Topuz: 1957 İstanbul doğumluyum, İktisat Fakültesini bitirdikten sonra Ekonomi, İstatistik ve İnsan Kaynakları yönetimi uzmanlığı konusunda yüksek lisans Para Banka alanında doktoramı yaptım. Üniversitelerde Öğretim üyesi olarak bu Ülkenin gençlerine faydalı olmaya çalıştım. Sırası ile Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi , İktisat Tarihi Anabilim Dalı Başkanı, İktisat Bölümü Başkan Yardımcısı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Danışman olarak görev yaptım.Evli ve iki çocuk annesiyim. 2002 yılı Kasım ayı seçimlerinde İstanbul ilinden Milletvekili olarak seçildim, seçildiğim günden bu yana da halka hizmet etmek ve Ülkeme faydalı olmak adına elimden gelen tüm çaba ve gayreti gösteriyorum.
Parlamento: Neden siyaset ve neden AK Parti’de ?
Gülseren Topuz: Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’IN ifade ettikleri üzere, Partimizin misyonu, “toplumsal merkez”in değer ve taleplerini siyasetin merkezine taşımak ve bu suretle devlet ile toplum arasında oluşan mesafenin doğurduğu problemleri gidermektir.
14 Ağustos 2001 tarihinde kurulduğu ilk günden itibaren siyasi, ekonomik ve sosyal hayatımızda demokrasinin ve hukukun adı ve adresi olan Adalet ve Kalkınma Partisi, bu ülke insanının aklından ve vicdanından doğmuştur. Milletimizin ortak değerlerinden hareket ederek, siyasi zeminimiz milletimizin kale gibi durduğu yer olarak tanımlanmıştır.
Siyasete girmemdeki en büyük etken, Sayın Başbakanımızın vatan sevgisi, kişiliği, dürüstlüğü, çalışma azmi , dünya görüşü, ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine taşıma gayreti ve bunu gerçekleştirirken sosyal devlet anlayışından ödün vermemesi, bu değerlerle benim kişisel hedef ve düşüncelerimin örtüşmesi benim AK Parti’de siyasete başlamama etken olmuştur.
Adalet ve Kalkınma Partisi, kısa siyasi ömrüne çok önemli başarılar sığdırmıştır. Türkiye’yi parlak yarınlarına taşıyacak bir siyasi hareketin, bir siyasi iradenin merkezi olmuştur.
Bu itibarla, Türkiye’nin derin köklerinin, şerefli geleceği ile buluştuğu Adalet ve Kalkınma Parti’sinin bir üyesi ve milletvekili olarak, vatanıma ve milletime hizmet etme şansı bulmuş olmaktan dolayı büyük bir mutluluk ve şeref duyuyorum.
Parlamento: Halk, sizi Derman Abla olarak ta tanıyor ve seviyor çünkü halkın dertlerine hızlı demek az kalır, koşar adımlar ile yetişmeye çalışıyorsunuz. Halk için o kadar çok icraatınız oldu ki Parlamento Dergisi olarak, sıralamak istersek. Örneğin; en hassas olduğunuzu belirtiğiniz; sağlık konusunda neler yaptınız ve daha neler yapmayı düşünüyorsunuz ?
Gülseren Topuz: Ülkemizde ilk kurulan İstanbul Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü, kanser konusunda tıp öğrencilerini eğiten, yüksek lisans ve doktora, radyasyon, onkoloji, tıbbi onkoloji ve pediatrik onkoloji uzmanlık eğitimi vermekte olan, yoğun tedavi hizmetleri yanında halkın kanser konusunda eğitim, koruyucu hekimlik, tarama çalışmaları ve temel onkolojik araştırmaları başarılı bir şekilde sürdüren ve günde 250-300 hastayı kabul eden bir kuruluştur. Bu kuruluşumuzun kanserli hastalarımıza daha iyi bir hizmet suna bilmesi için Başbakamızın değerli eşleri Sayın Emine ERDOGAN hanımefendinin himayelerinde tarafınca da yapılan girişimler sonucunda Devletimizin ve hayır sever vatandaşlarımızın da katkılarıyla Enstitünün alt yapısı yenilenmiş, tıbbi araç ve gereçler alınmak suretiyle bina altyapı ve araç gereç yönüyle tamamıyla yenilenerek 19.02.2006 tarihinde hizmete sunulmuştur. Sağlık alanında İstanbul’da bir yanık tedavi merkezinin kurulması en büyük idealimdir. İnşallah bununda gerçekleştirilmesi için elimden gelen bütün gayretleri sarf edeceğim.
Sağlık konusunda ayrıca reçetelerin okunaksız yazılması nedeniyle yanlış ilaç alınması yönünde sıkıntıların ilgili Bakanlığa iletmem sonucunda Sağlık Bakanlığımızca reçetelerin okunaklı yazılması yönünde genelge çıkarılmıştır. Ayrıca, SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur’lu vatandaşlarımızın özel hastanelere gittiklerinde ne kadar fark ücreti ödeyeceklerini bilmediklerinden mağdur duruma düşmeleri nedeniyle, bu konuda da Sağlık Bakanlığı Yetkilileri ile görüşmem sonucunda bu konuda da bir genelge çıkarılması sağlanmış olup, Il Sağlık Müdürlüklerine gönderilen genelgede; İlk müracaat aşamasında hastaların fark ücreti alınıp alınmadığı hususunda doğru bilgilendirme yapılması, fark ücreti alınıyor ise muayene, gündelik yatak ücretleri, temel laboratuar ve radyoloji tetkiklerinden alınan fark ücretlerini gösteren bilgilendirici afiş ve tabelaların hazırlanarak kolay ulaşabilecek noktalara asılması ve broşür hazırlanarak dağıtılması belirtilmiştir. Ayrıca, Eczanelerde eczacı yanında çalışan personelin mesleki açıdan eğitimden geçirilmesi, Eczacıların görevlerinin başında kalmaları yönündeki vatandaş talepleri de Sağlık Bakanlığı yetkililerine iletmem sonucunda bu konuda da gerekli çalışmanın başlanıldığını memnuniyetle müşade etmekteyim.
Parlamento: Sayın Gülseren TOPUZ, sağlık konusunda değindiği hassasiyeti, taksi şoförleri içinde gösteriyor. Hayatlarından şüphe duyan taksi şoförleri için neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Gülseren Topuz: Gece gündüz kar yağmur demeden zor koşullarda vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet veren taksi şoförlerimizin can güvenlikleri konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Bu güne kadar İstanbul ilinde 100 yakın taksi şoförümüz hunharca gasp edilerek öldürülmüştür. Taksilerimizde kamera sistemine geçilmesi, ayrıca bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Ülkemizde de gasp ve can güvenliğini sağlayacak koruma kabinli otomobillerin üretimine ağırlık verilmesi Taksici şoför esnafımızın da bu otomobilleri almalarında kolaylık sağlanmasının uygun olacağı kanaatindeyim.
Parlamento: Çocukların gelişimi ile de çok ilgilisiniz. Parlamento Dergisi olarak, gündemi çok meşgul eden Internet Kafeler ile ilgili açıklamanızı, dergimize sunar mısınız?
Gülseren Topuz: Üniversitelerde Öğretim Üyesi olarak görev yapmam nedeniyle çocuk ve gençlik psikolojisi ilgi alanıma girer. Internet’in artık toplum hayatımızın bir parçası olduğu bir gerçektir. Özellilikle Internet cafeler ile ilgili benim hassasiyetle üzerinde durduğum küçük yaştaki yavrularımızın psikolojik ve sosyoloji gelişimini olumsuz yönde etkileyecek şiddet, pornografi,terör,kumar, alkol ve benzeri alışkanlıkları özendiren sitelere erişimin önlenmesi, ayrıca bazı Internet cafelerde sigara yasağına uyulmaması nedeniyle yavrularımız sigara dumanından etkilenmekte yani kendileri kullanmamalarına rağmen pasif içici durumunda oldukları için zarar görmektedirler. Bu konuda vatandaşlarımız tarafından da şikayetler tarafıma iletilmektedir. Internet Kafelere yönelik olarak İçişleri Bakanlığımızca da valiliklerimize genelge gönderilerek etkin bir denetim yapılması istenilmiştir.
Sayıları hızla artan Internet cafelerin daha sağlıklı bir ortamda çocuklarımıza hizmet vermelerinin uygun olacağı bununda gerçekleşmesi için genelge ve kanunlar uyarınca denetimlerin sıkça yapılmasının gerektiği kanaatindeyim.Girişimlerim sonucunda İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu Bürokratları ile Internet Kafe Ankara Oda Başkanı ve üyeleri ile TİEV Başkanı ve üyeleri ile TBMM’de iki defa toplantı yapılmış bu toplantıda belirtiğim sorunlar görüşülmüş bu konuda mutabakat sağlanmıştır. Üçüncü toplantı da 15 Haziran 2006 tarihinde yapılacak olup, bu toplantı sonucunda alınacak görüşler ilgili kurumlara iletilerek gerekli yasal düzenlemelerin yapılması sağlanacaktır.
Motosiklet kullanımı ve sürücüler konusunda bir sıkıntı yaşanıyor. Bu soruna nasıl bir çözüm bulmayı düşünüyorsunuz?
Türkiye genelinde 2005 yılı (15.12.2005 tarihi itibariyle) ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasına karışan araçlar ile ilgili istatitiki tablolara baktığımızda, kazaya karışan motosiklet sayısı oranı %11,08’dir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de motosiklet kullanırken veya sürücünün arkasında seyahat eden kişinin de koruma başlığı takması zorunlu olmasına rağmen bu kurala riayet edilmemektedir. Ayrıca koruma başlıkları için bir standart var ama uygulanmıyor. Kuryelerin sık sık trafik kurallarını ihmal etmeleri, ucuz olması nedeniyle uzak doğudan ithal edilen koruma başlıklarının koruyucu özelliğinin de olmadığı bir gerçektir. Bu itibarla gerekli denetimlerle bu sorunun üstesinden gelineceği inancındayım.
Size Yönelttiğimiz tüm sorular hep halk ile ilgiliydi. Ve cevaplarınız da hep halkın çıkarları üzerinde oldu. Hiç Yanlış anlaşıldığınız oldu mu?
Milletvekili seçildiğim günden beri halkımızın sorunlarına yoğun bir şekilde eğilmekteyim. Şu ana kadar bir konuda yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum. Oda Internet Kafelere 18 yaşın üstündeki kişilerin alınması yönünde çıkan haber benim görüşlerimi yansıtmamıştır. Bu konuda yanlış anlaşılmam üzerine basın kuruluşlarıyla ve Internet Oda ve dernek Başkanlarıyla görüşülmüş, yapılan toplantılarda da bu konu hakkında gerçek görüşlerimi ifade etmem sonucunda bu yanlış anlaşılma ortadan kalkmıştır.
Size bazı lakaplar takıldı. Bunları Parlamento Dergisi okuyucuları ile paylaşır mısınız?
Vatandaşlarımızın sorunlarına sürekli eğilmem ve cep telefon numaramın basın organlarında sürekli yayınlanması sonucunda vatandaşlarımız gece gündüz beni aramaktadır. Elimden geldiği kadar vatandaşlarımızın sorunlarına eğilmem nedeniyle bana “Derman Abla” ve “Hafiye Milletvekili” lakapları takmışlardır.
Parlamento: Kadın ve siyaset denildiğinde sizin için anlam ifade ediyor?
Gülseren Topuz: Siyaset kadınsız düşünülemez. Hayatı yarım algılamak kesinlikle yanlıştır. Buraya gelene kadar çok aşamalar kaydettik. Türkiye’nin gelenekleri var. 0 geleneklerin birden bir kenara konulması mümkün değildir. Bunları yavaş yavaş zaman içerisinde akla, bilime, tecrübeye dayalı olarak arzu edilen hedefe yaklaştırıyoruz. Bunun için erkeklerden daha çok kadınlara çok büyük görevler düşüyor.’
Türkiye, kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk ülkelerden biridir. İlk yapılan seçimlerde 18 kadın milletvekili seçilmiş ve bunlar Parlamento’nun % 4,6’sını oluşturmuştur. Ancak maalesef 1935’ten beri geçen yaklaşık 70 yıl içerisinde bu oranda radikal bir değişim sağlanamamıştır. Siyasette kadının yeri sayısal olarak da çok olmalıdır. Ancak bu noktada ben kişisel olarak pozitif ayrımcılık adı altında kadınlara TBMM’de bir kota ayrılmasına karşıyım. Böyle bir uygulamayı kadının haklar konusundaki eşitlik mücadelesine saygısızlık olarak görüyorum. Kadınların siyasette yer almak mücadelelerini kendilerinin vermesi lazım gelir. İllerdeki, ilçelerdeki siyaset yapılanması içerisinde kadınımızın varlığını ve orada yaşayan halka kabulünü bu görev içerisinde bütün bayan kardeşlerimin ispatlaması lazım.
Uzun yıllardır kadının siyasete katılımına daha çok sembolik bir anlam yüklenmiş ve kadınlar partilerin toplumun daha büyük kesimine hitap edebilmelerini sağlamak amacına yönelik daha çok bir “vitrin” olarak görülmüştür. Adalet ve Kalkınma Partisi ise bizatihi kendisi toplumun çok büyük bir kesiminin değer ve düşünce yargılarını zaten temsil ediyor olması nedeniyle, kadının siyasetteki varlığına böyle bir dar pencereden bakma ihtiyacı hissetmemektedir. Partimizin tüm kadın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında kendi onurlu siyasi mücadelelerini vererek, bileklerinin hakkıyla milletvekili olarak halkımıza hizmet etme şerefine nail olmuşlardır.
Siyaset tabii ki sadece merkez yönetimleri ile sınırlı değildir. Yerel yönetimlerde de kadınlar hayata daha aktif ve etkili bir şekilde katılmak için çaba göstermelidir. ‘Kadın eli, şehir ve ülke yönetimlerine değdikçe, ülke ve şehirler daha güzel olacaktır. Kadının aklının, merhametli yüreğinin yönetim kademelerinde daha çok olması gerekir.
Bu itibarla, biz siyaseti kolay olduğu için değil, tam aksine zor olduğu için, sorumluluk ve fedakarlık gerektirdiği için seçtik.
Hem bir kadınsınız, hem bir siyasetçisiniz, hem milletvekilisiniz, hem de 2 çocuk annesisiniz. Bu saydıklarımızdan hangisi daha zor?
Bu saydıklarınızın birbirinden ayrılabilen özellikler olduğunu düşünmüyorum. Kadın ve anne, siyasetçi ve milletvekili olmanın ortak noktası “sorumluluktur”. Kadın ve anne olmak aileye, siyasetçi olmak topluma ve milletvekili olmak ise seçmenize karşı sorumluluk gerektirir. Sorumluluk sahibi olmak da zordur, fedakarlık gerektirir.
Bu sorumluluğu üstlendiğiniz andan itibaren artık kendiniz için değil, bir başkası için yaşamaya başlarsınız, kendi kişisel çıkarlarınızı, beklentilerinizi ikinci, üçüncü plana atarsınız sevdiklerinizin çıkarlarını hayatınızın en önemli konusu yaparsınız.
Sevgi her şeyin üstündedir. Ailenize olan sevgi, çocuğunuza olan sevgi, vatanınıza, milletinize olan sevgi size bütün zorlukları unutturur ve sorumluluğunuzu yerine getirdiğinizi bilmenin huzuru artık sizin için hayattaki en büyük mükafattır.
Bu itibarla, ben siyaseti kolay olduğu için değil, tam aksine zor olduğu için, sorumluluk ve fedakarlık gerektirdiği için seçtik.

Parlamento: Parlamento dergisi son olarak basın ile aranızın nasıl olduğunu öğrenmek ister ?
Gülseren Topuz: Yazılı ve görsel basının demokrasinin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyorum. Kişi haklarına, milli değerlerimize saygılı davranılması kaydıyla basın özgürlüğünün sonuna kadar arkasında olduğumu ifade etmek istiyorum.
Ancak basının haber iletme görevinin ötesinde, toplumsal sorumluluğa sahip olması da gerekmektedir. Bu belki ilk bakışta haber niteliği yokmuş gibi gözükmesine rağmen bazı toplumsal konulara da yer verilmesini gerektirmektedir.
Bu güne kadar yazılı ve görsel basın ile çok verimli bir işbirliği içerisinde çalıştığımı düşünüyorum. Kişisel olarak tespit etmeye çalıştığım Internet Kafelere küçük yaşta çocukların alınması, ilk okul mezunlarının ehliyet alma haklarının sınırlanması ile toplumu ilgilendiren bazı sağlık konularını değerli basınımızla kurduğumuz yakın işbirliği sayesinde halkımızın bilgisine ve değerlendirmesine sunma fırsatı bulabildim.
Önümüzdeki günlerde basın-yayın kuruluşlarımızla toplumu ilgilendiren konuları gündeme taşıma yolunda çok daha yoğun bir işbirliği yapacağımıza inanıyorum.